top of page
  • Yazarın fotoğrafıAv. Necla Nida KARADAYI

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticaret Suçu)

Güncelleme tarihi: 3 Eki 2023


......................... SULH CEZA HAKİMLİĞİ'NE

Gönderilmek Üzere

......................... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NE


DOSYA NO :2023/........ Sorgu

2023/......... CBS Soruşturma


KARARA İTİRAZ EDEN

(ŞÜPHELİ) :......................... (TCKN:.........................)

..................................................


ŞÜPHELİ MÜDAFİİ :Av. Sait Berk ÇAM & Av. Necla Nida KARADAYI

Mehmet Akif Ersoy Mah. 152. Sok. No:15 D:1 Kemalpaşa/İZMİR


KONU :......................... Sulh Ceza Hakimliği ..../...../2023 tarih ve 2023/..... Sorgu numaralı kararı ile vermiş olduğu tutuklama kararına itirazlarımızın ve şüphelinin tahliyesine karar verilmesi taleplerimizin sunumudur.


AÇIKLAMALAR


......................... Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen 2023/....... numaralı CBS soruşturma dosyası kapsamında ....../....../2023 tarihinde müvekkilin ifadesi alınarak tutuklama istemiyle ......................... Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiştir.


......................... Sulh Ceza Hakimliği ..../..../2023 tarih ve 2023/.... Sorgu No'lu dosyasında şüpheli hakkında, "..................................................................................................................................... .................................................................................................................................................şüphelilerin beyanlarının arasında çelişkinin oluşu, bu aşamada toplanmayan delillerin mevcut oluşu,şüphelilere ye isnat edilen suçun kanunda ön görülen cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunuyor olması ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı değerlendirilerek ......................... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tutuklama talebinin KABULÜ..." ve "CMK 100. maddede sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebebinin varlığı" gerekçeleri ile tutuklama kararı vermiştir. ......................... Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararı hukuka aykırıdır. Bu sebeple yasal süresi içinde karara itiraz ediyoruz. Şöyle ki;


Müvekkil aleyhine her ne kadar "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunduğu" gerekçesiyle tutuklama kararı verilmiş ise de dosya nezdinde yer alan delillerden de görüleceği üzere müvekkil aleyhine değil diğer şüpheli aleyhine kuvvetli suç şüphesi bulunmaktadır. Bu sebeple yetersiz inceleme sonucunda müvekkilin tutukluluğuna karar verilmesi hukuka aykırı olup mevcut kararın kabulü mümkün değildir.


ARAÇTA BULUNAN UYUŞTURUCU MADDENİN MÜVEKKİLE AİT OLDUĞUNA DAİR DOSYA NEZDİNDE HERHANGİ BİR DELİL YER ALMAMAKTADIR. Nitekim, müvekkil tüm soruşturma dosyası ve ifade tutanaklarından da görüleceği üzere samimi bir şekilde araçta bulunan maddelerin kendisine ait olmadığını, söz konusu maddelerin kim tarafından ve nasıl bir şekilde aracın içine yerleştirdiğini bilmediğini samimi bir şekilde beyan etmiştir. Yine ..../..../2023 tanzim tarihli EL KOYMA TUTANAĞI'ndan da görüleceği üzere müvekkile yapılan üst aramasında herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı açıkça tespit edilmiştir.


......................... Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen kararda diğer bir tutuklama gerekçesi ise "şüphelilerin beyanlarının arasında çelişkinin oluşu"dur. ANCAK MÜVEKKİLİN BEYANLARI, KARARDA BELİRTİLENİN AKSİNE SON DERECE İSTİKRARLI VE ŞÜPHEYE YER VERMEYECEK NİTELİKTEDİR. Ayrıca ................. Sulh Ceza Hakimliği’nce şüphelinin beyanlarında çelişki olduğu belirtilmesine rağmen mahkeme huzurunda şüpheliye bu çelişkiye yönelik tek bir soru dahi sorulmamıştır.


MÜVEKKİL TARAFINDAN ......................... CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINDA VE ......................... SULH CEZA HAKİMLİĞİ'NİN 2023/....... SORGU NUMARALI DOSYASI VERİLEN İFADELERİ İNCELENDİĞİNDE AÇIKÇA GÖRÜLECEĞİ ÜZERE İFADELERİ ARASINDA HERHANGİ BİR ÇELİŞKİ BULUNMAMAKTADIR. Ancak diğer şüphelinin beyanlarında yer alan çelişkiler esas alınarak ve cezaların şahsiliği ilkesi gözetilmeden müvekkilin beyanlarında çelişki bulunduğu gerekçesi ile tutukluluğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu açıkça ortadadır.


MÜVEKKİLİN EVİNDE YAPILAN ARAMA KARARINA İSTİNADEN KOLLUKÇA MUHAFAZA ALTINA ALINAN ESRAR MADDELERİ İSE GEREK NİTELİĞİ GEREKSE MİKTARI YÖNÜNDEN SATICI OLMADIĞI İZAHTAN VARESTEDİR. HAL BÖYLE İKEN SÖZ KONUSU TUTUKLULUK DURUMUNUN TARAFIMIZCA KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. MÜVEKKİLE İSNAT EDİLEN TCK'NIN 188/3 SUÇUNUN MADDİ VE MANEVİ UNSURLARININ OLUŞMADIĞI AÇIKTIR. MÜVEKKİL HİÇBİR ZAMAN UYUŞTURUCU MADDE SATMAMIŞ VEYA SATMA, DEVİR VEYA TEDARİK ETMEK GİBİ HERHANGİ BİR DAVRANIŞ İÇİNE GİRMEMİŞTİR. ZİRA BÖYLE BİR DAVRANIŞI GÖSTERİR DELİL DE YOKTUR.


Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “KUŞKUDAN SANIK YARARLANIR” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.


Öte yandan müvekkilin kaçması söz konusu dahi değildir. Zira müvekkilin bakmakla yükümlü olduğu eşi ve oğlu bulunmaktadır. Müvekkil daha önce yurt dışına çıkmamıştır. Hatta pasaportu dahi yoktur. Sabit ikametgâh sahibidir. Buna bağlı olarak müvekkilin kaçma şüphesinin bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bununla beraber müvekkilin delilleri karartma şüphesi de yoktur. Çünkü tüm deliller toplanmıştır. KAÇMA VE DELİLLERİ YOK ETME ŞÜPHESİ DAHİ OLMAYAN MÜVEKKİLİN, ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİNİN UYGULANARAK SERBEST BIRAKILMASI DURUMUNDA TÜM GEREKLİLİKLERİ YERİNE GETİRECEĞİ AŞİKARDIR.


Tutuklama en son tedbir olup amacı şüphelinin haklarını korumak suretiyle maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu sebeple cezalandırmak amacıyla tutuklama yapılamaz tutuklama için ölçülülük esası aşılmıştır. Avrupa İnsan hakları Mahkemesi de içtihatlarında tutuklamanın en son tedbir olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir. Yukarıda açıklananlar doğrultusunda, müvekkil aleyhine tutuklama kararı verilmesi Anayasanın 19/3. maddesinde yer alan “Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir.” hükmüne aykırıdır.


Mevcut durumda Ceza Muhakemesi Kanunun 100. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı ortadadır. Bu kararı takiben verilecek olan tutukluluk halinin devamına ilişkin kararlarda Ceza Muhakemesi Kanunun 100. maddesinin 2. fıkrasına göre şüphelinin kaçma ve delilleri karartma şüphesini ortaya koyan somut olgulara dayanılmak zorundadır.


Ceza Muhakemesi Kanunun 109. maddesi uyarınca adli kontrol hükümleri uygulanmadan mahkeme tutuklama kararı vermemelidir. Müvekkile isnat edilen suçu hiçbir şekilde kabul etmemek ile beraber bir an dahi müvekkilin atfedilen suçu işlediği düşünülse dahi müvekkil hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmadan verilen tutuklama kararı bu sebeple hukuka aykırılık teşkil etmektedir.


Tüm bu açıklananlar doğrultusunda müvekkilin tutuklu kalması aşırı bir tedbirdir ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Buna bağlı olarak müvekkile atfedilen suç kabul etmemek ile beraber müvekkilin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına, hakimliğiniz aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinin uygulanarak müvekkilin serbest bırakılmasına karar verilmesini isteme gereği hasıl olmuştur.

SONUÇ VE İSTEM :Yukarıda açıkladığımız sebeplerle;

· Müvekkil hakkında verilen tutuklamaya ilişkin kararın İTİRAZEN KALDIRILMASINA ve şüphelinin SALIVERİLMESİNE,

· Hakimliğinizin aksi kanaatte olması durumunda CMK md. 109 gereği tutuklama tedbirinin ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİNE çevrilmesini talep ederiz...../....../2023


ŞÜPHELİ MÜDAFİİ

Av. Sait Berk ÇAM & Av. Necla Nida KARADAYI


TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ (TCK 188 M.)
.docx
DOCX dosyasını indir • 19KB

Comments


Commenting has been turned off.
bottom of page